Ana sayfa Blog Sayfa 3

Hafız Furkan Çınar Dünya 1.si Oldu

6.Uluslararası Hafızlık Ve Kuran-ı Kerimi Güzel Okuma Yarışmasının Açılışı Fatih Camii’nde Yapıldı.Kuran-I Kerimi Güzel Okuma Yarışmasında Dalında Furkan Çınar DÜNYA 1.oldu

6.Uluslararası Hafızlık Ve Kuran-I Kerimi Güzel Okuma Yarışmasının Açılışı Fatih Camii’nde Yapıldı

Hafızlık yarışmasında DÜNYA 1.Suriyeden Basil AKDAL
Kuran-ı Kerimi Güzel Okuma Yarışmasında Dalında Furkan Çınar DÜNYA 1.oldu

Mushafları İnceleme ve Kıraat Kurulu Başkanı Hafız Osman Şahin katılımıyla Fatih Camii’nde yapıldı.65 ülkeden 125 yarışmacının katılacağı yarışmada 6 farklı Müslüman ülkeden hafız hocaların jüri üyeliyle kazananlar belirlenecek.
Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından bu yıl 6. Düzenlenen Uluslar arası Hafızlık ve Kuran-ı Kerimi güzel okuma yarışmasının açılışı İstanbul Fatih Camii’nde yapıldı. Açılışı yapılan programa Mushafları İnceleme ve Kıraat Kurulu Başkanı Hafız Osman Şahin, Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Osman Tıraşcı, Müslüman ülkelerden katılan juri üyeleri ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Kaynak : dinibulten.com

Bizlerde Kur’an Meclisi ailesi olarak kendisini tebrik ediyor daha nice başarılar kazanmasını yüce Allah’tan niyaz ediyoruz.

Trafik kazasında vefat eden Kurra Hafız İsmail Biçer

İSMAİL BİÇER (1947–1998)

1947 Yılında doğup 10 Yaşında Hafız olan,1998 Yılında elim bir trafik kazasında hayata gözlerini yuman,51 Yıllık hayatına, ardından kendini hayırla yad ettirecek yüzlerce hizmet sığdıran, Türk Tavrı Kur’an Tilaveti denince akla ilk gelen isim olan birinden bahsediyoruz.Kurra hafız İsmail Biçer.

İsmail Biçer on yaşlarında artık merasimlerde Kur’an okumaya başlamıştır.

İstanbul da Nuruosmaniye Camii’nde yapılan bir merasimde okuduğu Kur’an sonrası Hafız Hasan Akkuş hocaefendi kendisine yakın ilgi ve alaka gösterir.

Bu tarihten sonra İstanbul’a gelerek Hafız Hasan Akkuş’tan iki buçuk sene ta’lim ve tecvid dersleri almıştır.

İsmail Biçer hocaefendinin ilk görev yeri, Fatih Müftülüğü’ne bağlı Edirnekapı Mihrimah Sultan Camii’dir.Burada müezzin olarak göreve başlar.

1979 Yılında askerlik sonrası Reîsü’l-kurrâ Abdurrahman Gürses Hocaefendi’nin emekliye ayrılmasıyla boşalan Bayezıt Camii imamlığına atanır.

İsmail Biçer olabilmek demek, Abdurrahman Gürses,Hasan Akkuş  gibi, ilim deryası insanların tedrisatından geçmek demektir.

Oda bu şekilde yaparak,Abdurrahman Gürses hocaefendide İlm-i Kıraat (Aşere ve Takrib) okuyarak icazetini alır.

Abdurrahman Gürses Hocaefendi İsmail Biçer’i evladı gibi sever, o da ona babası gibi hizmet ederdi.

İsmail Biçer’in sesi ve nefesinin gücü yanında, ihlaslı birisi olması, onun bugün bile insanların gönlünde neden bu kadar yer bulduğunun bir göstergesidir.

Ayrıca bu yönü ile vefatından sonra dahi, kalıcı olabilmenin nasıl olacağını, günümüzün gençlerine ve Kârilerine göstermiştir.

İsmail Biçer Kur’ân aşığı idi. Kendisi hafız olduğu gibi üç oğlunu da hafız yetiştirdi.

İsmail Biçer çok güzel Kur’an okurdu.Beyazıd Camii’inde okuduğu aşırları dinlemek isteyenler çok uzaklardan gelir camii ağzına kadar Cemaatle dolardı.

İsmail Biçer aynı zamanda yurtdışına da birçok kez gitmiştir.Malezya, Tunus, Pakistan, İran ve Libya’da yapılan Kur’ân-ı Kerim’i güzel okuma yarışmalarında Türkiye’yi başarıyla temsil etmiştir.

İsmail Biçer sadece Kur’ân’ı güzel okumakla yetinmez, aynı zamanda okuturdu. Kur’ân okumak isteyen hiç kimseyi boş çevirmezdi. Görev yaptığı Beyazıt Camii talebelerle dolup taşardı.

İsmail Biçer’e sanki öleceği malûm olmuştu. Vefatından kısa bir müddet önce o dönem Fatih Camii İmamı olan Hafız Osman Şahin gördüğü rüyayı şu şekilde anlatmaktadır :

Bu tarihten çok zaman geçmeden İsmail Biçer 26 Mart 1998 Perşembe günü Bandırma yakınlarında elim bir trafik kazası geçirerek vefat etti.

Cenazesine memleketin her tarafından binlerce hafız ve Kur’ân âşıkları geldi. İstanbul’daki sevenlerinin de katılımıyla Beyazıt Camii ve meydanı tıklım tıklım doldu.

Aynı araçta bulunan, yine dönemin meşhur hafızlarından olan Yusuf Gebzeli’de vefat etmiştir.

Allah kendilerine Rahmeti ile muamele eylesin.

Kur’an demek Rahmet demektir.Kur’an demek huzur demektir.

Kur’an demek gönüllerin fethi demektir.

Allah gönüllerin fethine bizleri inşallah vesile kılsın.

Bu videomuzda Ustad ismail biçer hocaefendiyi anlatmaya çalıştık.Tabiki bu kadar kısa bir video ile bu büyük hizmetlerin hepsini anlatmak zor.

Bu gibi videolarda sizler gibi Kur’an aşıklarına bir nebze katkıda bulunmaktadır gayemiz.

Sevgiden cemaatin kör ettiği Hafız| Muhammed Rıfat

Şeyh Muhammed Rıfat – الشيخ محمد رفعت

Yaşadığı dönemde Mısırın en çok dinlenen hafızıydı.

O kur’an okuduğu zaman, katı gönüller yumuşar, gözler yaşla dolardı.

Gösterişten uzak sade ve çileli bir hayatı vardı.

O kadar ki okuduğu Kur’an’ın kayıt altına alınmasını dahi sevmezdi.

Bu sebepten dolayı kısıtlı sayıda ve kalitede Kur’an kaydı bulunmaktadır.

Özellikle Kâriler arasında hep zirvede kabul edilen bir ustaddır.

Meşhur hafız Abdussamed çocukken derslerden kaçarak ilk bulduğu radyoda çalan Muhammed Rıfatı dinlerdi.

Tavır olarak bizlerin çok alışkın olmadığı bir tavra sahip olması, onun sadece özel dinleyicilerin dinlemesine sebep olmuştur.

İşte çok özel bir dinleyici kitlesine sahip Mısır’ın efsanesi Şeyh Muhammed Rıfattır.

Mayıs 1882’de Kahire’de doğdu İki yaşında iken gözleri hastalandı.

Tedavisinin ihmal edilmesi yüzünden giderek görme yeteneği zayıfladı ve bir müddet sonra bir gözü görmez oldu.

On yaşında Kur’an-i Kerim’i ezberleyip tefsir ve kıraat-i seb’a tahsiline başladı.

Mısırın önde gelen üstadlarından icazetler aldı.Güzel sesi ve başarılı tilavetleriyle hocalarının takdirini kazandı. Sesinde ki güzellik, lahutilik had safhada idi.

Kıraat ve musiki üstatlarından faydalandı ve yaşı küçük olmasına rağmen onların üstünde bir başarı elde etti.

Mısır’ın çeşitli vilayetlerinde düzenlenen programlara katıldı. Bu durum onu ülke çapında bir şöhrete ulaştırdı ve Mısır’ın basta gelen kârisi oldu

1918’de Seyyide Zeynep’deki Fazıl Pasa Mescidi’ne bir sure kâri olarak tayin edildi. Bu görevini 1943 yılına kadar sürdürdü.

1934’te Muhammed Rıfat’i tanıyıp sesini ve üslubunu çok beğenen Prens Muhammed Ali kendisine özel bir radyoda okumasını teklif etti

Teklifi kabul eden Muhammed Rıfat’ın gerek bu radyoda gerekse tilavetler Mısır’da büyük ilgi gördü Kahvehaneler onun tilavetini radyodan dinlemek için gelen meraklılarla doldu

Hani derler ya fazla sevgi göz çıkarırmış diye.Muhammed Rıfat ‘ın başına tamda bu tarife uyan talihsiz bir olay geldi.

1936 yılında Iskenderiyye’de Seyyidi Cabir Camiinde bir tilavet sonrasında cemaatin sevgi gösterisi esnasında kendisini öpmek isteyen birinin parmağının isabet etmesi üzerine az gören diğer gözü de kör oldu.

Dünya çapında şöhrete ulasan, kurra ve musikişinasların övgülerine mazhar olan Muhammed Rıfat, 1943 yılında hıçkırık hastalığına yakalandı.

9 Mayıs 1950 tarihinde ölümüne kadar bu hastalık onun Kur’an tilavet etmesine engel oldu.

Daha önce okuduğu ondokuz sure 278 plakta kaydedilmiş olup toplam 11 saat süren okuyuşlarından bir kısmı Mısır ve Londra radyolarında bulunmaktadır.

Nakşibendi tarikatına mensup olan ve üstün bir ahlaka sahip olduğu belirtilen Muhammed Rıfat, Kur’an okumak üzere Mısır dışından aldığı davetlerin hiçbirine icabet etmediği gibi Hindistan’dan gelen ve kendisine 15000 cüneyt ödeneceği bildirilen teklifi de reddetti.

Hastalığı esnasında tedavi masraflarını karşılamak üzere kendisinden habersiz toplanan 50000 cüneyhi de kabul etmedi.

Kaynaklar  : (TDV Islam Ansiklopedisi C:30 S:566)

6 Saat Kesintisiz Kur’an Okuyordu | Mustafa İsmail

Şeyh Mustafa İsmail – للشيخ مصطفى اسماعيل

Bir hafız düşünün. Tam 6 saat kesintisiz Kur’an okuyabilen.Döneminin en meşhur şarkıcılarını kendine hayran bırakan.Ebun-niğam lakabı ile makamların babası olarak tanınan.Kimden mi bahsediyoruz ? Tabiki ŞEYH MUSTAFA İSMAİL

Mustafa İsmail Mısır topraklarında yetişmiş son yüzyılın ender Kur’an okuyucularından birisidir.

1905 yılında Mısırda dünyaya geldi ve 10 Yaşında hafızlığını tamamladı.

Kur’an okurken adeta, vaaz edercesine tane tane okuması, telaffuzlarındaki açıklık ve netlik, bunların yanında, sesindeki davudilik, insanları derinden etkiliyordu.

Mustafa İsmail’in en önemli özelliklerinden birisi, okuduğu Kur’an’ın manasına uygun olarak sesindeki iniş ve çıkışları ayarlaması, bununla birlikte beden dilinin ise adeta manaya bürünmesidir.

Küçük yaşlarında dahi, haftada en az 4 programda Kur’an okuduğu bilinmektedir.

Mustafa İsmail, 10 dk okumak için çağrıldığı yerlerde, yaptığı başarılı tilavetler sonrası, kürsüden 1.5 saatten önce inemezdi.

Mustafa İsmail’in meşhur olması ise adeta tevafuklar silsilesidir.

Mısır radyosunda Kur’an okuyacak kişi hastalanınca,Mustafa İsmaili tanıyan bir arkadaşı Kur’an okuması için onu çağırır.

Kral Faruk, onun okuyuşunu çok beğenir ve Ramazan ayında kendi yanında Kur’an okumasını ister. Artık o Mısır devlerinin resmi okuyucusudur.

1940’lı yıllarda artık o, tüm Mısır’ın tanıdığı ve saygı gösterdiği bir hafızdır.

Kısa sürede şöhreti Mısır sınırlarını aşar ve resmi davetle Mısır dışına çıkan ilk kâri olur.

Gerek resmi devlet ziyaretleri, gerekse özel davetli olarak gittiği yurt dışı ziyaretlerinde yüzlerce tilavet gerçekleştirmiştir.

Mustafa İsmail ‘in okuduğu Kur’an-ı dinleyen birçok gayrimüslim etkilenerek müslüman olmuştur.

Mustafa İsmail’in tarzı, Kur’an tilavetinde bir ekol olur ve kendisini dinleyen birçok genç hafızın idolü olur.

Genç onun gibi Kur’an okumaya çalışır,onun harika nağmelerini birebir yapmaya çalışırdı.

Bu yönüyle Mustafa İsmail, pek çok hafızın okuyuşuna ilham kaynağı olur.

Dünyanın birçok ülkesinde onun tarzında Kur’an okumaya çalışan hafızlar vardır.

Yine ülkemiz içerisinde bu tavırda Kur’an okuyan onlarca Kâri vardır.

Mustafa İsmail’in Kur’an okuduğu dönemde, en ünlü şarkıcılar dahi onun sesine hayrandı.

Dönemin en ünlü şarkıcısı Ümmü Gülsüm dahi Mustafa İsmail’e olan hayranlığını dile getiriyordu.

Bu hafız, nağmeyi manaya uygun olarak ustaca yaptığından Ebun-niğam yani Makamların Babası lakabını almıştı.

Onun okuyuşunun en dikkat çekici yönü, ayetlere başlama ve durma tarzıdır.

Manadaki derinliği okuyuşuna yansıtmaya çalışır. Okurken adeta Kur’an’ı yaşar.

Korkutma ve müjdeleme ayetlerinde sesini derece derece yükseltmesi halkın hissine dokunup cezbeye getirir.

En bariz şekilde bu durum, cennet ve cehennem ayetlerinde farkedilir.

Onu dinleyenler, Kur’an yeni nazil oluyormuş gibi hissedip kendilerinden geçerler.

Mustafa İsmail gibi bir değer Ülkemize de Kur’an okumak üzere gelmiştir.Özellikle İstanbul’un meşhur camiilerinde yaptığı tilavetleri dinlemek için insanlar camiilere akın etmiştir.

Hele Sultanahmed Camii’inde okuduğu bir ezan vardır ki ! Sormayın….

Rast makamında devam ettiği ezanın sonuna geldiğinde, aniden hicaz makamına geçişi ve sonrasında dinleyen cemaatin tepkisini hep birlikte dinliyoruz !

Bir ömrü tamimiyle Kur’an ile geçirmiş bir güzel insandan bahsediyoruz.

Bu herkese nasip olmaz. Kur’an ile anılacak bir hayat yaşadı Mustafa İsmail. Allah ondan razı olsun. 1978’de, 73 yaşında Dimyat şehrinde Kur’an okur, bu son okuyuşudur, 4 gün sonra Rahman’a kavuşur. Allah ona da, bize de rahmet etsin. Âmin.

Mustafa İsmail gerçek mânâda Kur’an okumaya 1920 senesinde 15 yaşında başladı. Kahire’ye okumak için 1943’te geldi. Bu 23 senelik devirde haftada 4 toplantıda Kur’an okuduğunu hesap edersek Mustafa İsmail’in gece ve gündüz hiç aralıksız 6 yılı aşkın bir süre Kur’an okuduğu ortaya çıkar.

Evet 6 yıl ve Kur’an’ın gölgesinde 73 senelik bereketli bir ömür…

Nefesi Bitmeyen Hafız | Muhammed El Leysi

Şeyh Muhammed El-Leysi – الشيخ محمد الليثي

İnsanların ona “ Amlakul kurra “ yani Kurranın Zirvesi derlerdi.

Kendine has bir okuma tarzı olmasına rağmen,kıraatinde onlarca hafızı tek maktada taklid edebilirdi.

Müdavimlerinin çok iyi tanıdığı bir Ustaddan bahsediyoruz !

Son dönemin ender okuyucularından birisi o !

Tabiki Eş-Şeyh Muhammed El Leysi

Muhammed leysiyi anlatmadan önce – Abdussamed ile ilgili yapmış olduğumuz videoya olan ilgi ve alanızdan ötürü çok teşekkür ediyorum.

Youtube ve facebook üzerinde yüzbinlerce kişiye ulaşan videomuz sizler tarafında çok beğenildi.

İnşallah bundan sonra sizlerinde desteği ile yapımlarımız devam edecektir.

Evet Muhammed Leysiye kaldığımız yerden devam edelim !

Merhum Muhammed Leysi 1952 senesinde Mısır’da dünyaya gelir.

Tam manası ile Kur’an ile dolu bir evde büyür.

Babası yaşadıkları köyde bulunan tek hafızdır.

Ve babasının 3 yaşındayken Kuran hafızı olduğu söylenir.

Muhammed Leysi ise 6 yaşına geldiğinde artık hafızdır.

Babasından tilavet dersleri alan leysi,çeşitli münasebetlerle köyünde Kuran okumaya başlar.

15 yaşına geldiğinde ise, şöhreti civar köyleri de sarıp, doğu sınırlarına ulaşır.

İnsanlar Leysi’nin sesinin tatlılığı ve nefesinin uzunluğu görünce, kendinden geçer, şaşkınlık içerisinde dinlerlerdi.

Muhammed Leysiyi meşhur eden diğer bir özelliği ise, bir tek ayette,hem Abdussamed,hem Mustafa İsmail,hem Muhammed Rifat hatta Kamil Yusuf El-behtimi gibi koca okuyucuları taklit edebilmesiydi.

1984 senesinde Mısır radyosuna girmesiyle bütün mısır ve hatta sınır dışındakiler bile onu tanıyordu.

Bu tarihten sonra Mısır’ın belli başlı bütün büyük mescitlerinde Kuran tilavetinde bulundu.

Dedik ya, artık ünü sınırları aşmıştı.Yurt dışınada Kur’an okumak üzere davetler aldı.

Özellikle İran’dan Hindistan’a,Pakistan’dan Güney Afrika’ya oradan Amerika ve Almanyaya kadar bir çok ülkede Kuran tilavetinde bulundu.

Günümüz kayıtlı olması hasebiyle İran tilavetleri çok meşhurdur.

Şeyh Muhammed Leysi’nin ekol olan en meşhur tilavetlerinden birisi yine İranda Okuduğu Al-i İmran süredir.

Bu süreyi dinlerken gözyaşlarınıza hakim olmakta zorlanırsınız.

Özellikle cemaatin cezbeye gelerek Allah Allah nidaları ile eşlik etmesi bu kaydı bambaşka bir yere çıkarmıştır.

Evet, Yıl 2000

Bir Ramazan-ı şerif ayında,yine İran’a Kuran okumaya gitmişti.

Döndüğü zaman sesinde bir tür yorgunluk hissetmeye başladı.

Bu sıkıntı 6 yıl kadar sürdü.Ve 2006 yılının 5 Martında rahmeti rahmana kavuştu.

Allah c.c ondan razı olsun ve rahmeti ile muamele eylesin inşallah.

Hazırlayıp Sunan : Fatih İMDAT

Instagram : https://www.instagram.com/fatihimdat

Hamit A.Karaca Kur’an-ı Güzel Okuma Yarışmasında Dünya 2.si Oldu

Ülkemizde yetişen başarılı hafızlardan Hamit Avşar Karaca, Maldivlerde bu yıl ilki düzenlenen Kur’an-ı Kerimi Güzel okuma yarışmasında Dünya 2.si olarak ülkemize haklı bir gurur yaşattı.

Hamit Avşar Karaca’nın kısaca hayatı : 

1990 Hatay doğumlu.2008 de Hatay Reyhanlı imam hatip lisesinden mezun olup 2010-2011 yılları arasında mısırda bulundu ve orada El-ezher üniversitesinin Arapça hazırlık bölümünü bitirdi. 2014’te önlisans açık öğretim ilahiyat fakültesi, 2016’da Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi 4 yıllık lisansımı tamamladı. Ve ardından Temel İslam Bilimleri / Tefsir Ana Bilim dalında yükseklisansa başladı. Kıraatte ilk eğitimimi Rıza Günay hocadan aldı.Bunlar arasında Salah Seleme ve Mahmud et-Tuhinin çok büyük etkisi vardır. Şuan İzmir/Tire Ortaköy camiinde İmam-Hatip olarak görev yapmaktadır.

Instagram : https://goo.gl/m8uN5m

Kabiliyetli bir Kâri

Hamit Avşar Karaca, ayrıca meşhur hafızların okuduğu tilavetleri makamsal olarak birebir taklid edebilmesi ilede tanınmaktadır.Bunların başında Mustafa İsmail, Muhammed Rıfat, Sıddık Minşavi gibi birçok ünlü isim bulunmaktadır.

Kur’an Meclisi olarak kendisini tebrik ediyor, daha nice nice başarılar elde etmesini yüce Allah’tan niyaz ediyoruz.

Dünya 2.si olduğu yarışmada yapmış olduğu tilavetler sizlerle.

+

Dünyada En Çok Dinlenen Hafız | Abdulbasit Abdussamed

Abdulbasit Abdussamed

Cennetten gelen bir ses !

Ağızları açık bırakan bir nefes !

Ardından onu taklit etmeye çalışan milyonlarca genç.

Lakin yıllardır, yeri asla doldurulamayan bir Kâri Abdulbasit Abdussamed.

1927’de doğup 1988 yılında vefat eden Abdussamed asra damga vuran hafızlardan birisidir.

Okuduğu Kur’an-ı dinlerken,cemaat kendini kaybeder, Allahu Ekber nidaları ile kubbeler sarsılırdı.

Hatta bir keresinde Haşr Süresini okurken cemaatin içinde bulunanların kalbi sıkışır, ruhunu teslim edenler dahi olurdu.

Onu dinleyen gayri müslimler,bu Kur’an Allah’ın kelamıdır diyerek müslüman olurlardı.

Hatta öyleki, kendisine İncil ve Tevratı okuması için büyük teklifler yapılırdı.

Mısırda,yapılan mühendislik harikası koca koca piramitler dahi,henüz Abdulbasit Abdussamed’in islam dünyasındaki şöhretine ulaşamamıştır.

Abdussamed’in mısırda parlamaya başladığı yıllarda, kahire radyosunda o dönemin meşhur hafızlarıda Kur’an okumaktadır.Radyo okuyucusu olabilmek için bir takım sınavlara girilir.

Abdussamed kahire radyosunun sınavlarına girdiğinde Hüsnü Seda kategorisinde 98 Puan almıştır.Ve bugüne kadar hiç bir hafız 98 puan alamamıştır.

Çünkü,kahire radyosu 100 puanı Allah’u tealaya,99 Puanı ise Peygamber efendimize ayırmıştır. (Not puan vermemişler edeben AYIRMIŞLAR)

Yani  bu güne kadar bu sınavda, verilen en yüksek puan 98’dir. Bunuda sadece Abdulbasit Abdussamed almıştır.

Gittiği ülkelerde,sanki bir ülkenin devlet başkanı gibi resmi törenlerle karşılanır,indiği havaalanının içinde kendi ses kayıtları yayınlanır, yüz binlerce kişi kendisini karşılamaya giderdi.

İşte Kur’an-a hizmet edene Allah insanları hizmetçi kılar cümlesinin en güzel tezahürüdür,Abdulbasit Abdussamed.

Kur’an ile başlayan ve nihayete eren bir ömür !

Evet 30 Kasım 1988 yılında yine bir tilavet sonrasında rahatsızlanarak hayata gözlerini yummuştur.

Allah kendisine rahmeti ile muamele eylesin.

Bizlere dinlemeye asla doyulmayacak tilavetler bırakmıştır.

Ardından hayırla yad edilebilen olmak ne güzel…

Dünyaca Meşhur Kısa Süreler Kaydı

4.5 Milyar Yıldır Yanmaya Devam Eden Işık

Şimdi size anlatmaya başlayacağım 4.5 milyar yıldır sönmeyen bir ışık kaynağının güneş olduğunu anlamışsınızdır zaten,bu öyle etkili bir gücü içinde barındırıyor ki, kendisine ilah diye tapanlar dahi olmuştur.

Öyle ki bu ışık kaynağı üzerinde meydana patlamaların her biri, dünyamızın 40-50 katı büyüklüğünde alev fışkırmalarına sebep olmaktadır.

Ayrıca, dünyaya olan uzaklığı 149.000.000 km olmasına rağmen ışığının gücü o kadar etkilidir ki, içinde milyarlarca yaşam barındıran bir sistemi ısıtmaya, aydınlatmaya yetmektedir.

Bu mesefe olması gereken daha yakın olsaydı veya uzak olsaydı, dünyanın dengesi tepetaklak olacaktı.

Yani ona bu kadar uzak oluşumuz, kendimizi güvende hissetmemize yeterli midir ?

Sarı renginden dolayı, cüce ise yıldız sistemi içerinde ki en küçük ışık kaynağı olması sebebiyle bu isim verilmiştir.

Bu cücecik ! içerisine tam 1.3 Milyon kez dünyayı sığdırabiliriz.

Bence ürpermeye başlayın !

Neden mi ürpermelisiniz ? HAŞMET’ten yani bu kadar küçük oluşumuzdan ! Yada evrenin bukadar büyük oluşundan, yada bu evreni yaratan gücün ne kadar büyük olabileceğinden ürperin !

Bu ışık kaynağının, 1 saniyede ürettiği enerji , bugüne dek yaşamış tüm insan uygarlığının kullandığı enerjiden fazladır.

Ve bunu tam 4.5 milyar yıldır yapmaktadır.

Mesele nin özü nedir bilir misin, dostum !

Malesef insan bazen gördüğü sanata hayranlık duyup, sanatçıyı unutabiliyor.

4.5 Milyar yıldır, görevini eksiksiz yerine getiren mükemmel bir sistemi, insanoğlunun hizmetine veren yaratıcıyı, insan anlamak için gerekli çabayı göstermiyor.

Hatta haddini aşarak onu tanımadığını söylüyor.Daha da öteye giderek kendinin yaratılmış olduğunu unutup, ilahlık taslamaya kalkıyor.

En son 3-5 piramit yaparak kendini ilah ilan eden firavunun son halini bir hatırlayın.

Evet videonun başında da bahsettiğimiz gibi, Yaratılana hayran olup, ona tapınan insanlar ziyandadır.

Gece ve gündüz, güneş ve ay O’nun işaretlerindendir. Eğer gerçekten Allah’a tapıyorsanız güneşe de aya da secde etmeyin, onları yaratan Allah’a secde edin.

13 Sayısı ya uğursuzsa ? Batıl İnançlar ve Hurafeler

Uğursuz olduğununa inanılan davranışlar

  • – Merdiven altından geçmek,
  • – Kara kedi görmek,
  • — 13 Rakamını sevmemek
  • – Evde örümcek görmek,
  • – Bacadan dumanın eğri çıkması,
  • – İki bayram arası nikah,
  • – Tırnak kesmek, aynaya bakmak,
  • – Bardak, tabak kırılması,
  • – Gece vakti horozun ötmesi,
  • – Ezan okunurken köpeğin uluması,
  • – Sol gözün seyirmesi, sol kulağın çınlaması… vb.

Dinimizce hiç bir anlam ifade etmeyen,kulaktan kulağa yayılmış birçok hurafe vardır.

Tabiki hepsinin çıkış kaynağı batıdır.Aslında BATIL olmasının gerçekçesini buradan görebiliriz.Tabiki böyle saçma inanışların bizim kültürümüze enjekte olması içler acısı bir durumdur.Birçoğunun kökeninin hristiyanlık ve batı kültürü olduğunu görmekteyiz.

Bazı insanlar inandığı dinin yasaklarından sakınmadığı kadar, bu hurafelerden sakınır onlardan, korunmak için akıl almaz işler yaparlar.

Halbuki hiç bir tutarlı kaynağa bilgiye dayanmayan bu bilgiler bizim zamanımızı, aklımızı, ne kadar da meşgul eder kimi zaman.

Allahu Teala Mü’minun Suresi 3.ayetinde şöyle buyurmaktadır :

“Ve onlar ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler. Boş yere söylenilen sözden ve işlerden sakınırlar.”

Boş ve yararsız bir okadar zararsız olan bu evham türlerinden kurtulmak kimi zaman okadar da kolay olmamaktadır.

Ülkemizde ne hurafeler gördük neler geçirdik….

Şimdi siz bırakın gerçekleşmesi tamamen halk uydurmasına dayandırılan batıl inançları da , gerçekleşmesi kesin olan şeyler söyleyelim sizlere.

Kesin derken, gerçekleşeceğinin vaadi Allah tarafından verilen şeylerden bahsediyoruz.

1.Kıyamet : Artık onlar, kıyamet saatinin kendilerine ansızın gelivermesine mi bakıyorlar? Şüphesiz onun alametleri gelmiştir. Artık kıyamet kendilerine gelip çatınca anlamaları neye yarar? (MUHAMMED/18)

Bizler hurafeler,yalanlar ve gündelik heveslerin peşinde koşarken gerçekleşmesi kesin olan kıyamet saati yaklaşmaktdır.

Peki kıyametin yaklaştığını nereden anlamaktayız ?

Tabiki hz.peygamberin ve Kur’an’ın  haber verdiklerinden.

Hepimizin duyduğu zaman hiç yadırgamayacağı – aaa zaten bunlar oldu — diyeceğiniz alametlerden bazılarına göz atalım !

  • Sarhoşluk veren maddeler yaygınlaşacak.
  • İnsanların ölmesi ve fitneler artacak.
  • Çobanlar zenginleşerek bina yapımında yarışacaklar.
  • Kadın nufüsü çoğalacak
  • Erkekler kadınlara benzemeye çalışacak
  • Erkekler erkeklerle kadınlar kadınlarla yetinecekler.

Evet daha birçok benzer alamet vardır ki, bunlar artık ayan beyan görülmektedir.

Peki yaklaşan kıyameti, göre göre daha ne kadar boş işlerle iştigal edeceğiz ?

Siz bu soruyu düşüne durun yaklaşan ve gerçekleşmesi kesin diğer bir vakte gelelim ki, o vakit ise Hesap günüdür.

O vakit geldiğinde herkes yaptıklarının hesabını zerresi dışarda kalmayacak şekilde verecektir.

2.Hesap Günü: İnsanların hesaba çekilmeleri yaklaştı. Halbuki onlar gaflet içinde yüz çevirmekteler.(ENBİYA/1)

Gerçekleşmesi kesin olan hesap günü,inansın inanmasın her insan için gelecektir.Eğer hesabını veremeyip altında ezileceğimiz işler yapmış isek ona göre muamele,hayır işlerde bulunarak, yani insanların ahiretine ve dünyasına faydası dokunacak işler yapmış isek ona göre muamele göreceğiz.

Diğer yaklaşan kesin gerçek ise Cennet ve Cehennem

3.Cennet ve Cehennem: İnananlar arasında kötü söz ve davranışın yayılmasını arzulayan kimseler için dünyada da, ahirette de acı veren bir azab vardır. (Her şeyi) Allah bilir; siz bilmezsiniz. (NUR/19)

Rabbinizin bağışına ve genişliği göklerle yer arası kadar olan, Allah’tan gereği gibi korkanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun! (AL-İ İMRAN/133)

Ve tabiki her hesabın ardından bir ceza bir mükafat mutlaka olacaktır.Bunun vaadini Allah vermiştir.Cennet ve cehennem haktır.Cennet vardır ki, Allah’ın salih kulları,dünyada iken yaptıkları salih ameller,hayırlı işlerin mükafatını görsün.

Cehennem de vardır ki,dünyayı, inananlara cehenneme ceviren,zulmeden,kan döken ve fesat çıkarıp bozgunculuk yapanlar da gerekli cezayı görsünler.

Ne demiş bir büyük zat : “ Cennet ucuz değil, cehennem dahi lüzumsuz değil.”

Yani,cennetin ucuz olmaması, kazanmak için çaba gerektirdiğini, cehennemin ise zalimler için luzümlu olduğunu, insanlara zülmedenlerin yaptıklarının ahirette asla yanlarına kalmayacağını söylemektedir.

Evet şimdi size doğru yaklaşması kesin olan 3 şeyden haber verdik :

KIYAMET – HESAP – CENNET + CEHENNEM

Tabiki bunlara açılan kapı olan ÖLÜM gerçeği hepsinden daha yakındır bize.

Her an ensemizde olan ölümü unutarak, kara kedi gördüm eyvah işlerim ters gidecek diye düşünmek , Merdiven altından geçtik şimdi  yandık mahfolacağız demek,evin bacasından eğri dumanlar yükseliyor bu uğursuzluktur deyip bunalıma sürüklenmek nekadar boş ve gereksiz şeylerdir değil mi ?

Değerli kardeşlerim, şimdi bunlarla uğraşmayı bırakıp bizi bizden daha iyi tanıyan Allah’ımız,bizlere ne diyor onun sözlerine kulak verelim vesselam.

Kaf 16 : Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona verdiği vesveseyi de biz biliriz. Çünkü biz, ona şah damarından daha yakınız.

FATİH İMDAT 2018

Milli Piyango Kazanmak mı ? Cenneti Kazanmak mı ?

Yılbaşı yaklaşmakta, piyango biletini almadınız mı hala?

Ya da gelecek yılbaşı için evinizi çam ağaçları ile süslemediniz mi?

Gerçi ölen insanlık için susup, ağaçlar için ayaklanan tipler aman duymasın.

Zaten duymazlıktan geliyorlar ne hikmetse. Kendi bayramları olduğu için sanırım!

Artık evinizi süslemenize gerekte yok, çünkü girdiğimiz bütün avm ’ler bu işi hakkı ile sahiplenmiş durumdalar zaten. Ee nede olsa ekmek kapısı değil mi?

Zaten yılbaşının yaklaştığını, ilk olarak AVM’lerde aylar öncesinde başlayan ışıklandırmalar ile hatırlamış oluyoruz.

Neyse sizi fazla oyalamadan büyük bir piyango ikramiyesi kazanmanın yöntemlerini anlatmaya geçelim.

Fakat bir dakika, büyük ikramiye tüyolarını vermeden evvel şu bilgileri dinleyip anlamalısınız, yoksa vereceğimiz ikramiye tüyolarını anlamakta güçlük çekersiniz.

Anlamaz iseniz maazallah büyük ikramiyeden olursunuz sonra!

Konumuza çok önemli 2 soru ile başlıyoruz:

  1. İkramiye ya sana çıkarsa!
  2. İkramiye ya sana çıkmazsa!

Evet, ilk soru ile başlayalım. Sokakta yürürken bir kalabalık görüyorsun. Uzun uzun kuyruklar. Yani öyle bir kuyruk ki sorma. Gören burada mutlaka bedava bir şeyler dağıtıldığını zanneder.

Ama anlıyorsun ki Nimet Abla ‘nın önünden geçmektesin. O an içinden bir ses yükselmeye başlıyor “hadi bilet al Ya çıkarsa Ya çıkarsa” diye beynini kemiriyor.

Bizlerde klasik bir tabir vardır ya, içinden geldiği gibi yaşa!

İçimizden gelen sese kulak verdiğimiz üzere soluğu nimet ablanın önünde ki kuyrukta alıyoruz.

Fakat sen Müslüman olduğun için içinde bir yerlerde bir ses daha var ama çok kısık. Yani okadar kısık ki duyman imkânsız o ses ise “yapma, alma, haram bu, yasak, hayrını göremezsin” diyor.

Lakin kıldığımız namazı çarçabuk kılıp geçerken hesapladığımız zaman, bu bilet kuyruğunda para vermek için beklediğimizde hiç aklımıza gelmiyor. Zorumuza gitmiyor yani.

Neyse ki sıra geliyor, çocuğumuzun harçlık istediğinde dahi vermeyeceğimiz bir parayı, bilete yatırıyoruz.

Ablalar, abiler, satıcılar, çalışanlar yani bu çarkın içinde olanlar böylece “NİMETE” kavuşmuş oluyor.

Tabi çekiliş gecesi elinde bilet, TV yada PC karşısında kendi rızkımızdan verdiğimiz paraların hangi talihlinin olacağını merak ediyoruz. Ve açıklanıyor – Kazanan Numaralar.

Ve sana çıkıyor ! Bu abimiz gibi sevinçten kuduruyosun.

Kendini kaybediyorsun.Peki ya sonra !

İşte senin gibi kazanan insanların hayatlarından sana örnekler gösterelim.

Mehmet SarıoğluYapayalnız donarak öldü
Denizli’nin Sarayköy ilçesine bağlı Tırkaz köyünde 40 yıl önce Milli Piyango biletine büyük ikramiye çıkmıştır.Bir anda zengin olunca şaşkına dönen Sarıoğlu, önce köyünde bir ev yaptı.Parayı har vurdu harman savurdu. Zamanla bakıma muhtaç hale geldi. Devletten aldığı yaşlılık maaşıyla geçimini sürdürürken evi yandı. Köylüler aralarında topladıkları paralarla evi tamir ettirdi. Kimsesi olmayan ve hiç evlenmeyen Sarıoğlu, donarak hayatını kaybetti.

EVET MİLYONLARCA İNSANIN RIZKINI İÇEREN PARANIN HAYRINI GÖREMEDİ.

Orhan Ulusoy – Kızı evden kaçtı işleri batırdı
1984’de aldığı bilete 7 milyon lira isabet eden Orhan Ulusoy’un huzur içindeki hayatı ancak 3 sene sürdü. İşleri ters gittiği için kızı evi terk etti. Oto yedek parça dükkânı bulunan ve minibüsçülükle uğraşan Ulusoy, parayı soğan ve fasulye işine harcadı. Üst üste 3 yıl istediği kazancı elde edemeyince iflas etti. 4’ü erkek 8 çocuğu olan Ulusoy, “Hiç rahat yaşantım olmadı. Bir arkadaşım ‘bu para sana felaket getirir’ demişti, dediği çıktı” şeklinde konuştu.

SENDE KAZANDIN YA ONLARDA KAZANDI !

Ahmet Bayram – İlk iş peruk aldı  sonra canına kıydı
Erzurumlu Ahmet Bayram, uzun süredir işsizdi. Üstelik 9 çocuk babasıydı. O da ümidini büyük ikramiyeye bağlamıştı. 2005’te çeyrek biletine 1 milyon 250 bin TL çıktı. İlk iş olarak peruk alan Bayram, İstanbul’a yerleştikten sonra eşini de boşadı. Kendisini eğlenceye veren Bayram, bir süre sonra gece kulübünde tanıştığı kadınla evlendi. Bu izdivaç, sonun başlangıcıydı. Borca battı, karısının gayrimenkulleri satmayı reddetmesi üzerine bunalıma girerek canına kıydı.

Süleyman OrhanAlın teriyle kazandığı bile gitti
Samsun’da 17 yıl önce Milli Piyango’dan büyük ikramiye kazanan Süleyman Orhan’ın hayatı hiç de beklemediği şekilde değişti. Parayı aldıktan sonra şanssızlıklar peşini bırakmadı. Ticarete atıldı ancak yaptığı her işten zarar etti. Aklı başına geldiğinde artık çok geçti. Orhan, o zor günleri şöyle anlattı: “Helal olmadığını biliyordum. İkramiyeden geriye kısa sürede 5 kuruş kalmadı. Hiçbir hayrını görmedim. Üstelik daha önce alın terimle kazandığım birikimim de gitti. Tavsiyem, kimse umutlarını piyango biletine bağlamasın.”

Cem Postacı – Nereden aldım o bileti!
Milli Piyango’nun 1990 yılbaşı çekilişinde 1 milyar 250 milyon lira kazanan Adanalı Cem Postacı, 6 yıl sonra oğlunu trafik kazasında kaybetti. “Talih kuşu bize huzur değil, felaket getirdi” diyen Postacı, “Kazandığım ikramiyeyle emlak işine girdim. Ardından iflas ettim. İşlerim bir dönem çok iyi gitti ancak hiç tanımadığım kişiler, akrabam olarak karşıma çıktı. Her şeyimi kaybettikten sonra şimdi yüzüme bakan yok. Yuvam dağıldı. Geriye emekli maaşım kaldı. Keşke o bileti almasaydım da o para çıkmasaydı” ifadelerini kullandı.

Evet onlarda alırken “YA ÇIKARSA” diyerek aldılar.Ve çıktıda.

Fakat hepsinin sonu ibretlik oldu.

Peki bu para neden huzur getirmez !

1.Sorumuza tekrar dönelim : Evet YA SANA ÇIKARSA diyerek aldığımız bilete eğer ikramiye çıkarsa en büyük ikramiye olan CENNETİ kaçırmış olacaksın.

Bu kazandığın para ile cenneti sana kazandıramaz.Çünkü külliyen haram olan bir para hayır yapılamaz.

Bunun yanında dünyalık olarakta kısa vadede huzur bulduğunu düşündürür.Fakat uzun vadede kötü bir son seni beklemektedir.

2.Sorumuz ise YA SANA ÇIKMAZSA idi.Sana çıkmazsa zaten Nimeti Allah’tan istemek dilemek yerine, gittiğin nimet abla’dan yada aldığın biletten istemiş oluyorsun.Buda gizli bir şirk’tir.

Şirk ise Müslüman insan’ın kaçınması gereken bir durumdur.Allah muhafaza.

Allah insanlara nimetini kendisi verir. Dilediğine dilediği kadar ihsan eder.

Nitekim ayette Allah şöyle buyurmaktadır:

وَاٰتٰيكُمْ مِنْ كُلِّ مَا سَاَلْتُمُوهُۜ وَاِنْ تَعُدُّوا نِعْمَتَ اللّٰهِ لَا تُحْصُوهَاۜ اِنَّالْاِنْسَانَ لَظَلُومٌ كَفَّارٌ۟

O, istediğiniz şeylerin hepsinden size verdi. Eğer Allah’ın nimetlerini saymaya kalkışsanız sayamazsınız. Şüphesiz insan çok zalimdir, çok nankördür. (İbrahim 34)

Ayette kelime manası itibari ile ( نِعْمَتَ اللّٰهِ ) diye okuduğumuz kısmı insanlarımız yanlış yorumlamış olacaklar ki nimeti verenin Allah olduğunu unutup Nimet Abla’nın önünde kuyruklar oluşturmaktalar.

İnsanlar emek vermeden yüklü paralar kazanmak isterler.Alın teri dökmeden.

Lakin yine bir ayette Allah şöyle buyurmaktadır:

وَأَن لَّيْسَ لِلْإِنسَٰنِ إِلَّا مَا سَعَىٰ

“İnsana ancak çalıştığının karşılığı vardır.”(Necm, 53/39)

Şimdi bu kapsamda baktığımız zaman çalışmadan kazanılan bu para, milyonlarca insanın cebinden çıkan paradır. Bu paranın mahiyeti ise , insanların evlerine götürmediği ailesinin rızkından keserek yatırdığı paralardır.

Mantık aslında basittir. Bir kaç kişinin milyoner olmasını sağlamak için milyonlarca insanın parasının hiç edilmesi haramdır.

Günümüzde insanlara cazip getirebilmek adına isimlerinin farklı şekillere büründüğünü görmekteyiz.

Kumar yerine, Milli piyango, toto-loto, iddia, bahis ve benzeri kelimeler ile şirin göstermeye çalışılmaktadır.

Müslüman demek, kitabı Kur’an ve rehberi Hz. Muhammed olan demektir.

Fakat Allah’ın kati ayetler ile yasakladığı fiili yapan insan, içinde milyonlarca insanın rızkının bulunduğu haram para ile dünyasını ve ahiretini yakmaktadır.

Gel Müslüman kardeşim hem dünyanı hem ahiretini tehlikeye atma.

Allah’ın şu sözlerine kulak ver !

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ إِنَّمَا الْخَمْرُ وَالْمَيْسِرُ وَالأَنصَابُ وَالأَزْلاَمُ رِجْسٌ مِّنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِ فَاجْتَنِبُوهُ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ ﴿٩٠﴾

“Ey İnananlar! İçki, kumar, putlar ve fal okları şüphesiz şeytan işi pisliklerdir, bunlardan kaçının ki saadete eresiniz. “ (Maide 90)

169,390HayranlarBeğen
32,203TakipçilerTakip et
102,000AbonelerAbone ol

Most Popular

Araç çubuğuna atla