Trt ekranlarında yayınlanan Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma Yarışması 10.Bölümünde jüriler arasında ilginç bir diyalog yaşandı.

Halil Necipoğlu bey, değerli bir din görevlisi hocamızı değerlendirirken belki yaşca kendisi ile akran olan bu hocamızı ekranlar karşısında sınava tabi tutar gibi, sınar gibi bazı şeyler yapmasını istedi.Hocamızın nota bilgim yok demesine rağmen bu uslubunu sürdürmesi gözlerden kaçmadı.

Lakin tam bu sırada bazen yaptığı doğru çıkışlar ve tespitler ile gönlümüzü ferahlatan Osman Eğin hocamız, bu makamlar ile ilgili olarak çok ilginç tespitlerde bulundu.

Video kaydındanda dinlediğiniz üzere şu açıklamayı yaptı:

“…bu makamlar vesaire Türk tavrı falan diyoruz ya,ben akşam biraz ilgileneyim dedim, baktım bütün makamların sesleri ya Arapça’dan geliyor ya Farsça’dan geliyor.Rast,segah,

  • -Halil Necipoğlu – (Ordan gelmesi bizimle irtibatsız olduğunu söylemez…)

Osman Eğin : Eğer mûsikiye dair nağme zenginliğini biri duymak istiyorsa Ümmü Gülsüm‘ü dinlemesi gerekiyor.

Ümmü Gülsüm’ün , 4.5 milyon insan cenaze namazını kılıyor.

  • – Mehmet Ali Sarı – (Ama Osman hocam o başka bir konsempt )

Ama bununla ilintili….”

Yukarıda ki diyalogta yaşanan aslında biraz şudur.

Halil bey, makamlar ile ve mûsiki konusunda biraz konuyu saptırınca,Osman bey mükemmel bir yere temas etmiştir.Makamların çıkış noktalarının ve seslerinin arapça ve farsça kökenli olduğunu söylemiştir.Buradan hareketle okunan Kur’an-ı Kerim’i en etkileyici şekilde icra edebilmenin aslında bu arap makamları ile olabileceğine dolaylı da olsa bir atıfta bulunmuştur.

Kur’an-ı Kerim’in asli okunuşuna en yakın tavrın yine bu arap coğrafyalarında okunan genel geçer kabul edilen, ve telaffuz olarakta arap tavrının egemen olduğu şekil olduğuna değinmiştir.

Bizim arap dünyası okuyucularından ayrışıp hatta alay konusu olacak kadar gündeme gelen Kur’an’da Ü sesi meselesini Osman Eğin mükemmel bir şekilde ele almış.

Osman Eğin, Kur’an okuma şeklinde “ü” sesi gibi bir sesin olamayacağını ve bunun Kur’an-i telaffuzda katiyen doğru olmadığını aşağıdaki videoda dile getirmiştir.

Videoda Osman Eğin, yarışmacı Cihad Bodur hocamıza tavsiye verirken, adeta bu noktada İstanbul tavrı ile okunan Kur’an-ı Kerim’de yapılan en büyük HATA‘ lardan birisi olan bu hususa dikkat çekerek izleyenlere ders veriyor;

– ” Ben yine bir kahire tavrı dinleyecekmişim gibi,nağmelerden bunu anladım.Ama daha sonra elfaz ve lafız itibari ile belli bir takım kaygılarla, o kaygılar neyden kaynaklanıyor bilmiyorum,tekrar böyle bir döndün,yapıyım mı yapmayım mı falan değil mi ? Böyle bir beyne beyne ve aralarda kaldın gibi geliyor bana cihad hocam.

Halbuki; sesin yakışıyor ya…Kur’an’nın elfazı arapça lafızlar,mesela onları böyle kendi yapımıza uydurmayalım.Mesela “veleyssezzekeru kel Ünse…” bu “Ünse” bu ses arapçada yok hocam.Yani “ü” sesini kullanmıyor arap kardeşlerimiz.Arap dilinin fonetik yapısında yok.”U” nun renkleri var,tonları var.Bunların Kur’a’nın lafzı olduğu arapça olduğu o ses yapısından ortaya çıksın diye düşünüyorum değerli kardeşim benim olur mu…Ben öyle düşüyorum şahsen.

Ama geliyoruz bir, İstanbul tavrı demek, tabii,fıtri yapısını bozmak demek değildir.O nağmelere dairdir.

Lütfen o arap dilinin fonetik yapısına riayet edelim diye düşünüyorum.”

İşte yukarı Osman EĞİN hocanın belittiği hatalı okuma şeklini bugün,İstanbul tarikinin en önemli temsilcisi hocalarımız,kardeşlerimiz yapmaktalar.

Halbuki makamsal olarak isteyen istediği makam ve tavırda okuyabilir vesselam…