Sayın Murat Bardakçı, yakın zamanda Cumhurbaşkanımızın güzide Kur’an tilaveti sonrasında bir yazı kaleme aldı.

Aslında iyide yapmış oldu.Kur’an kıraati yine ülkenin gündemine geldi.Bir hayra vesile oldu kanımızca.

Lakin, lakin diyoruz yazının içinde doğrulardan fazla yanlışlar var.

Kur’an okuma tavrı noktasında kurduğu bazı cümleler ki akla ziyan.

Birde “Üsküdar Tavrı” var değil mi.İstanbul tavrı.Hani İsmail Biçer ve Abdurrahman Gürses hocaefendinin okuyuşlarının bile, üsküdar tavrı yanında çok itibar görmediği o meşhur tavır.

20.Yüzyılda ki hafızların isimlerini zikrederek coğrafyamızın değerlerinden bahsediyor.

Bu isimle başımızın tacı, okudukları ruhumuzun ilacı amenna.

Ama yine lakin demek zorundayız.Niye mi ?

12 Eylül sonrası herşey arabeskleşmiş.Kur’an tavrı yerini kuru,bayat bir okuyuşuya bırakmış.Haykırma dolu özentiler almışmış.

Heleki bir paragrafta kurduğu bir cümle akla ziyan.

” Türkiye’deki Kur’an tilâvetine bugün taklidin de taklidi bir Arap, özellikle de Mısır tavrı hâkimdir, üstelik bu merak gittikçe yayılmakta, hafızlarımız Abdülbâsıt Abdüssamed yahut Mustafa İsmail gibi Mısır’ın geçmişteki büyük, önemli fakat tavırları kulağımıza yabancı hafızlarını taklid etmektedirler. Halil el-Hoserî gibi tilâveti nisbeten bize yakın eski üstadlara özenseler “âmennâ” diyeceğim ama revaçta olan Abdülbâsıt üslûbu ve bazen de kıt’a Arabistan’nın tavrıdır! ”

Yukarıdaki paragrafta “önemli fakat” diye kurduğu cümle varya ha tam işte orası.

KULAĞA YABANCI HAFIZ !

Valla üstadım, Sayın Bardakçı kusurumuza bakmayın lakin, üç kelime sizin Kur’ana olan yabancılığınızın bir tezahürü olsa gerek.

Kur’an milliyetçiliği yapacağım diye, tavır milliyetçiliği yapacağım diye ettiğiniz şu kelam, bizleri cidden üzdü vesselam.

Şimdi kulağa yabancı bu hafızlar ne okuyorlar.”KUR’AN”

Okuyanın yabancı olması, okuduğunun Kur’an olduğu gerçeğini değiştirir mi ?

Mustafa İsmailin sesindeki iniş ve çıkışları, birkez olsun tefsir eşliğinde dinlediniz mi ?

Manaya göre yapılan yorumlamaları neye göre “KULAĞA YABANCI HAFIZ” kategorisine sokuyorsunuz anlamak mümkün değildir.

Dün veya bugün, bizim coğrafyamızın mûsiki kültürünü direk Kur’an üzerinde uygulayan hafızların, acaba kaç tanesi Abdulbasit,Mustafa İsmail veya Minşavi’nin, islam coğrafyaları üzerinde bıraktığı izi bırakmıştır.

NE YAPSALAR OLMUYOR !

Sayın Bardakçı, Kur’an ile hasbelkader hiç bir ilgi alakası bulunmayan, insanların Abdulbasit Abdussamed’i dinledikten sonra,Kur’an ile olan irtibatını artırdığını müşahade ettiğiniz kaç insan oldu hayatınızda acaba ?

Abdussamed gibi isimler dünyanın en ücra köşesinde dahi bilinen, Kur’an’nın düzgün okunmasına vesile olan, en azından nasıl okunması gerektiğine, telaffuzların nasıl olması gerektiğine dair insanlara yol gösteren isimlerdir.

Bu muhakkak Allah’ın insanlara bir lutfü bir ikramıdır.

Şimdi bu kapsamda, bu güzel sesli insanlara özenen gençlerimiz, onlar gibi okumaya gayret ediyor.

Ama olmuyor ! ????

Çünkü biz bu topraklardan tüm dünyanın takip edeceği ve muteber kabul edeceği bir Kıraat tavrı çıkaramadık ?

Peki neden ? Telaffuz farklılıklarından olmasın ? “ü” keşmekeşliğinden olmasın ? Ülkede topyekün Kur’an-ı yasaklayan mevlitlere sıkıştıran, sonra mevlit tavrını Kur’an’a giydiren bir zihniyetten olmasın ?

Son dönemlerde Diyanet İşleri Başkanlığımızın, özellikle arap okuyucuları insanlara getirip dinlettirmesinin bir sebebi var.

İnsanların ilgi ve alakası hep bu yönde.Kur’an-ı dinlerken gönüllerin çoşmasını isteyen insanlar var.

Her insanın makamsal ve manasal bilgisi olmayabilir.Lakin onun gönlüne dokunacak olan Kur’an-ın telaffuz mûcizesidir ki, buda sesi en güzel, okuması mûteber hafızların okudukları ile ortaya çıkacaktir.

Şimdi bırakın siz kötü taklit dediğiniz kişileri ki bunlardan kastınızı açık açık söylemenizi beklerdim.

Arap tavrı dediğiniz Kur’an tilavetini Sayın Başkanımızında sevdiği açık bir gerçektir.

Öyle olmasa idi, Külliyede zamanında Mehmet Bilir (şuan görevde olmasada) gibi bir gerçek olmazdı.Bugün okuduğu Kur’an ile insanları etkileyen Ali Tel Ankara’nın göbeğinde görev yapmazdı.Melike Hatun gibi bir Camide Cihan Kodal gibi bir harika Mustafa İsmail mukallidi hafız olmazdı.Fatih Kaya, Nebi Yaşar,İsmail Kaya,Mustafa Özcan Güneşdoğdu, Ahmet Tayyar yani sayamadığımız daha onlarca kaliteli okuyucu var ülkemizde bu tavrı okuyan.

Yani yazı tezatlar üzerine tezatlarla dolu.Hem Abdussamed,Mustafa İsmail ve Halil Hussari’yi en iyi okuyucu kabul edeceksiniz.Fakat en iyi okuyucuları örnek alan gençleri aşağılayacaksınız.Buna gerek yoktu vesselam.

Yurt dışına çıkıldığında Arap-Mısır tavrı okuyan okuyucuların yanlarında götürülmesi tercih edilmezdi.Yani Sayın Başkanımızın okuduğu tavır itibari ile doğru olmasına karşın sizin bunu gençlere olay budur şeklinde sunmanız doğrusu yanlıştır.

Bugün Sayın Başkanımızın Recep Tayyip Erdoğa’nın ümmetin sesi olmasını isteyen Kudret, Abdussamedin dünyanın her bucağında Kur’an’nın sesi olmasını murad etmiş ve olmuştur.

Bırakın isteyen istediği tavırda okusun.Tabiki bunun ölçüsü önce DOĞRU OKUMAK (Tecvid,Kural,Kaide,Ölçü,Mahreç doğruluğu), sonra güzel okumak buda (Makamsal Bütünlük,Ses kullanımıdır.)

Uluslararası yarışmalara, neden mısır ve arap tavrı okuyan okucuların gönderilmektedir son dönemlerde bir bakmanızı tavsiye ederiz.

KUVVETLİ MAKAM BİLGİSİ !

Üsküdar tavrı dediğinin tilaveti en iyi icra eden Hafız Ali Üsküdarlı hocanın (Allah Rahmet Eylesin) okuduğu tilavetlerde kullandığı makamsal geçki formlarını bir daha dinlemenizi tavsiye ederiz.

Mustafa İsmail’in özellikle ayet manalarına uygun yaptığı onlarca makamsal geçkiyi iyi dinlemenizi tavsiye ederiz.

MISIR ABDUSSAMED’in SADASI DİYEN BİR ERDOĞAN VAR !

Evet ortada kavram karmaşası yok.Lakin bu hususa yabancı olduğunuz aşikardır.

Size tavsiyem, bırakın Kur’an ile iştigal eden gençleri eleştirmeyide, siz açın bir Mustafa İsmail ‘in yusuf süresini dinleyin.

Fakat tefsir eşliğinde dinleyinde, gençlerin neden bukadar bu tavra ve okuma şekline düşkün olduğunu anlayabilesiniz.

Youtube/İnstagram/Facebook : Kur’an Meclisi