Son dönemlerde gençlerimizin özellikle uzun okuyuşlar yerine kısa kısa kesitler okumayı kendilerine yeterli gördüğü bir tilavet tarzının oluştuğunu görmekteyiz.

Makta sözlük anlamı itibari ile arapça kökenli olup,birşeyin kesildiği yer anlamı taşımaktadır.Türkçemizde ki eşanlamlısı ise kesit kelimesidir.

Terim olarak Divan Edebiyatında gazel ve kasidelerin son beyitlerine verilen addır.Mısra arasında şiire ahenk vermek için yapılan duraklar da makta diye bilinir.

Bizim için son dönemde popüler olan bu kelime daha çok Kur’an tilavetlerinden kesitler sunmak için kullanılır olmuştur.

Özellikle Youtube platformunda makta şeklinde bir aratma yaptığınızda karşınıza kesilmiş Kur’an tilaveti videoları çıkmaktadır.

Tabiki makta kültürünün getirdiği bazı dejenerasyonlar olduğunu söylemek zorundayız.Hele hele bunun birde Kur’an tilaveti gibi çok önem arz eden bir konu hakkında olduğunu da düşündüğümüz zaman, üzerinde biraz durulmasının daha da önemli olduğunu görmeye başlıyoruz.

Kur’an dinliyoruz canım ne olacak ki?

Kur’an dinlemek sadre şifa, ruha gıdadır.Bunda katiyen şüphe yok.

Sıkıntı şu noktada baş gösteriyor.Meşhur ustadların, hafızların yılların birikimi ile okuduğu harika kırââtlerin bütün olarak değilde, sadece bir iki yüksek perdeden yaptığı çıkışların dinlenmeye başlanması,ardından onu dinleyen gençlerin sadece bu kısımlarını göz önüne alıp taklid etmeye başlaması sıkıntıdır.

Çünkü Kur’an kırââti bir estetik,bir mûciz sanattır.Bu tilavet sanatı ciddi  kompozisyonlardan oluşmaktadır.Nitekim dünyaya nam salmış usta okuyucuların,saatlerce süren tilavetlerinde sergiledikleri sanatları geri plana atarak,sadece bir kaç üst perde çıkışı taklid etmek ve dinlemek,böyle bir ziyafette sanki baklavanın kabuk kısmını alarak,asıl malzemenin olduğu alt kısmını bırakmak gibidir.

Örnek verecek olursak,Abdussamed,Mustafa İsmail,Muhammed Sıddık Minşavi,Kamil Yusuf Behtimi,Ahmed Naina,Ebulayneyn Şaişa,Muhammed Rıfat ve daha birçok okuyucunun yılların emeği ile yaptığı kompozisyona azda olsa bir saygısızlık olmuyor mu?

Aslında bizi bu duruma getiren,uzun uzun tilavetleri dinlemek yerine,tam bir tahammülsüzlük örneği göstererek kısa 60 saniyelik maktalara hapseden sosyal medyayı unutmamak gerekir.

Eskiden bizler 80-90’ların kuşakları olarak meşhur hafızların hac ve umreden gelen kasetlerini günlerce,haftalarca hiç bıkmadan usanmadan saatlerce dinlerdik.Bir yüzü biter diğer yüzünü dinlerdik.Orası bitince kasedin arka yüzünü çevirir yine baştan aynı çoşku ve heyecanla dinlerdik.

Şimdilerde ellerimizde dokunmatik telefonlar,tabletler ve bilgisayarlar ile bir tık kaydın başına,bir tık kaydın ortasına, bir iki üst perde okuyuşu dinledikten sonra yine bir tıkla kapatmaya başladık.Bizler kasetlerden dinlerken bu kayıtları,hangi makamı nerde yapmış,nerede nefes almış,hatta cemaat nerede öksürmüşe kadar ezberlerdik.Ve bizler de Kur’an tilavetini gerçekleştirmek istediğimiz zaman, bu dinlediğimiz kayıtların bizlere inanılmaz katkısı olurdu.

Bunun daha sıkıntılı tarafı kanımca şudur ; bir maktayı okuyabilmeyi başarmış kişinin artık ben bu işte ehil oldum,bu iş tamamdır diyecek cesareti kendinde bulabilmesidir.

Artık Kur’an kayıtları elimiz altında.Binlercesi belki yüzbinlercesi mevcut.Lakin eskiden bir teyp kasedine ulaştığımızda duyduğumuz heyecanın binde biri dahi gençlerimizde kalmamış.Daha fazla kayda ulaşıyor olmanın,daha az önemsemeye sebep olduğu gerçeğini görmekteyiz.

Yine başa dönersek “MAKTA” kültürü bizim Kur’an ile olan irtibatimizi saatlerden,dakikalara hatta saniyelere indirmiş durumdadır.

Bu ise bizim Kur’an-ı uzun uzun,sindire sindire dinlemeye artık tahammülümüzün kalmadığını göstermektedir sanırım.

Umarım biz yanılıyoruzdur ve umarım Kur’an ile olan münasebetimize katkısı oluyordur.

Şimdi bu Kur’an Tilavetini 50 Dk olarak sabırla dinleyebilecekmiyiz bakalım !