Şüphe yok ki Allah’ın kıyamet vaadi gerçektir.Bu hususta birçok ayette bahsedildiği gibi İnfitar süresinde de ciddi bir şekilde insan uyarılmaktadır.

Mekke’de inen İnfitar Süresi ondokuz ayettir.

“Gök yarıldığı vakit”

İNFİTAR, yarılmak demek ise de, yarılmanın başlangıcı olması daha çok yaraşır. “O gün gök, bulutlar ile yarılacak ve melekler ard arda indirilecek”(Furkan, 25/25); “Gök yarılıp da kızaran, yanan ve yağ gibi eriyen bir gül gibi olduğu zaman” (Rahmân, 55/37); “O gün gök yarılmış, sarkmıştır.” (Hâkka, 69/16); “O günün şiddetinden gök çatlamıştır.” (Müzzemmil, 73/18), “Gök açılmıştır da kapı kapı olmuştur.” (Nebe’, 78/19) âyetlerinin ifade ettiği gibi meleklerin inmesi için yarılmaya başlamasıdır ki göğün terkibi, gökte bulunan cisimlerin düzeni bozularak âlemin harap olmaya yüz tuttuğu zamandır.

Önceki sûrenin başındaki kıyamet kopacağı sırada olacak oniki alâmet gibi burada da dört alâmet zikrediliyor. Bunlardan ikisi yukarıda, ikisi de aşağıda olan şeylere ait bulunuyor.

Birincisi göğün çatlaması, ikincisi yıldızlar saçıldığı vakit.

İNTİSER, dizili bir şeyin bağı koparak dökülüp dağılmasıdır. Yıldızların dökülmesi de genel çekim dengesinin bozulmasıyla meydana gelecek düşüş ve yok oluşlarıdır ki ipliği kopmuş inci dizilerinin dökülüp saçılmalarına benzetilerek yok oluşlarını ifade eden bir istiare-i musarraha veya mekniyye olduğunu söylemişlerdir.

Üçüncüsü, denizler tefcir olunduğu vakit.

Denizlerin tefciri; yarılıp akıtılması, aralarındaki ince uzun kara parçalarının yırtılıp hepsinin bir deniz haline gelmesi veya sularının çekilip kalmaması durumlarını ifade edebilir ki önceki sûrede geçen “denizlerin ateşlenmesi” ile ilgilidir.

Dördüncüsü, kabirler deşildiği vakit.

BA’SERE, bahsere gibi toprağı deşip dağıtarak altını üstüne, içini dışına çevirmektir. Ki bu işin zorunlu neticesi olan “çıkarmak” mânâsında da kullanılır. Bu durumda Âdiyât Sûresi’nde geleceği gibi öldükten sonra diriltme ve çıkarmadan mecaz da olur.

Zemahşerî ve diğer bazıları şöyle demiştir: “Bu kelime aslında iki ayrı kelimeden meydana gelmiş olup “ba’s” ve “isare”den kısaltılmıştır. “Bu’siret ve usire”nin hafifletilmiş yani kısaltılmış şeklidir. Bu, yontma yahut traşlama tabir olunur. Bunun Arapça’da Besmele, demek; salvele demek; hamdele, demek; havkale, demek ve dem’aze “Allah onun izzet ve şerefini devam ettirsin.” demek olduğu gibi birçok benzeri vardır.” Nitekim son zamanlarda Türkçe’de de örnekleri çoğalmaya başlamıştır.

Buna göre “bu’siret”, öldükten sonra dirilme vuku bulup kabirlerin içindekiler dışarı çıkarıldığı vakit demek olur ki “Yer dehşetli sarsıntı ile sarsıldığı ve yer ağırlıklarını çıkardığı vakit..” (Zilzâl, 99/1-2) Sûresi’nin mânâsı demektir.

Bu dört alâmet meydana geldiği vakit her nefis dünyada neyi öne almış ve neyi geri bırakmış olduğunu bilecektir. Çünkü önceki sûrede anıldığı üzere o vakit toplanıp dağılma olacaktır. Takdim ve tehir etmek sözlerinin birkaç mânâsı vardır:

1. Takdim ettiği, dünyada hayır olsun, şer olsun, önce kendi işlemiş olduğu amel, tehir ettiği de geriye bıraktığı, yani örnek olup da kendisinden sonra gelenlerin işlemelerine sebep olduğu iyi veya kötü amel. Çünkü hadisi şerifi gereğince “her kim güzel bir geleneğe yol açarsa ona onu işleyenlerin mükâfatı vardır. Her kim de kötü bir geleneğe yol açarsa ona da onu işleyenlerin günah ve vebali vardır.” Dolayısıyla önce kendi yaptığı, takdim ettiği ameli; ondan öğrenip de sonra yapanlarınki de tehir ettiği geriye miras olarak bıraktığı ameli demektir. Bu mânâ İbnü Abbas ve İbnü Mesud Hazretlerinden rivayet edilmiştir.

2. Takdim ettiği, işlemiş olduğu günah; tehir ettiği de yapmamış olduğu itaattir. Bu mânâda yine İbnü Abbas’tan bir rivayet olup aynı zamanda Katâde’nin de görüşüdür.

3. Takdim ettiği, yükümlü olduğu şeylerden işlemiş olduğu; tehir ettiği de işlememiş olduğu ameller.

4. Takdim ettiği, mallarından kendisi için harcadığı; tehir ettiği de varislerine bıraktığıdır.

5. Takdim ettiği, amelinin evveli; tehir ettiği de sonudur denilmiştir.

Bütün bunlar tekrar dirilişten sonra deşilip sahifeleri ile ortaya konacaktır. Her nefis de, önceki sûrede geçtiği gibi, hakkında iyi mi, kötü mü yapmış olduğunu bütün çıplaklığıyla ayrıntılı olarak o vakit bilecektir.

Alıntı : Elmalılı Hamdi Yazır Tefsiri (İnfitar Süresi)